| Esas No | 2025/5649 | Karar No | 2026/557 |
| Karar Tarihi | 04.02.2026 | Birim | Yargıtay 12 Hukuk Dairesi |
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararı davacı vekilince temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması temyiz eden davacı S.C. vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı S.C. vekili Av. H.Ş.’in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen Tetkik Hâkimi Sevilay Bağkesen tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; ölü Y.I. mirasçıları aleyhine müvekkilinin takip yaptığını, icra takibi sırasında alacaklarını karşılayacak haczi kabil mallarının bulunmadığını ancak dava konusu taşınmazlarını ve kıymetli evrakı diğer davalılara devrettiğinden, yapılan bu tasarrufların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı M.M. vekili, davanın görülebilmesi için gerekli aciz belgesinin olmadığını, taşınmazların rayiç bedelden alındığını ve ödemelerin bir kısmının asıl borçlu Y.’un borçlularına verildiğini, belirterek haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı M.B. vekili, müvekkilinin taşınmazı davalı M.M.’den aldığını iyiniyetli olduğunu belirtmiştir.
Davalı H.H. vekili, dava konularından 1222 nolu parselin rayiç bedelden alındığını, alım için banka kredisi kullanıldığını müvekkilinin zarar verme kastının olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı M.h., davacının alacağının olmadığını, taşınmazı iyiniyetli olarak satın aldığını belirtmiştir.
Davalı borçlu C., taşınmazlarını üçüncü kişiler ile yapılan anlaşma gereği ölen eşinin borçlarının ödenmesi amacı ile satıldığını mal kaçırma amacının olmadığını ifade etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davanın reddine dair verilen hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 10.07.2018 gün, 2017/3067 E.-2028/6981 K. sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İİK’nın 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. Buradaki üçüncü kişiden maksat, borçlu ile doğrudan işlem yapan değil, borçlu ile işlemde bulunan kişiden mal veya hakkı satın alan kişi olup uygulamada buna dördüncü kişi denilir. Borçlu ile işlemde bulunmayan dördüncü veya ondan sonraki kişiler hakkında dava açılıp açılmaması davacının isteğine bağlıdır ve bu kişiler yönünden iptal kararı verilebilmesi kötü niyetli olduklarının yani borçlunun alacaklılara zarar verme kastı ile hareket ettiğini bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduklarının kanıtlanmasına bağlıdır.
İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın elden çıkardığı tarihteki gerçek değeridir.
Bozma ilamında; “dava konusu taşınmazlar üzerindeki haciz ve ipotekler dikkate alındığında bedel farkının bulunmadığı, dava konusu 1222 parsel üzerinde tahıl depoları, ambar ve kantarların olduğu 1223 nolu parsel üzerinde ise petrol istasyonu olduğu, asıl borçlu ölü Y.I.’ın “Islah Ticaret Toprak Mahsulleri … Gübre ..Petrol Ürünleri” şeklinde ticaret ünvanı olduğu, belirtilen bu iki taşınmazın borçlunun önceden işyeri olup olmadığı araştırılarak İİK’nun 280/3.madde koşullarının değerlendirilmesi ve borçlu ve davalı üçüncü ve dördüncü kişilerin tamamı Düziçinde mukim olup, asıl borçlu Y.’un da aynı yerde ticari faaliyette bulunduğu ve satışlardan kısa bir süre önce 11.07.2012 tarihinde intihar etmek sureti ile yaşamına son verdiği gibi olgular dikkate alınarak İİK’nun 280./1 maddesine göre borçlu dışındaki davalıların borçlunun mali durumunu bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olup olmadığı da tartışılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği” gerekçesi ile BOZULMASINA karar verilmiş, bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde; mahkemece dinlenen tanıklar, davalıların dava konusu taşınmazların davaya konu olduğunu bilmediklerini, halihazırda taşınmazları kullanmaya devam ettiklerini, tüm dosya kapsamından ve dinlenen tüm tanık beyanlarından davalıların kötü niyetli şekilde alacaklılara zarar vermek maksadıyla malları elden çıkardığı hususunun, davalıların alacaklıları zarara sokma iradesiyle tasarruf yaptığının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmakla beraber bozmanın gereği tam yerine getirilmemiştir.
Somut olayda; davacının muris Y.I.’tan 03.07.2012 tarihli bonoya dayalı olarak alacaklı olduğu, dava dışı borçlunun mirasçıları aleyhine Düziçi İcra Müdürlüğünün 2012/769 E. sayılı dosya ile takip yapıldığı, takibin kesinleştiğini, davalıların bilinen adresinde yapılan 06.06.2014 tarihli haciz tutanağının İİK madde 105 ve 143 kapsamında geçici aciz vesikası hükmünde olduğu, davanın da 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dava konusu 1222 parsel üzerinde tahıl depoları, ambar ve kantarların olduğu 1223 nolu parsel üzerinde ise petrol istasyonu olduğu, davalı asıl borçlu muris Y.I.’ın Islah Ticaret Toprak Mahsulleri … Gübre ..Petrol Ürünleri adı altında ticarethanesinin bulunmasına göre İİK madde 280/3. maddesinin değerlendirilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen mahkemece sadece kolluk araştırması yapıldığı belirtilmiş bu araştırma dışında herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür.
Dosyada dinlenen tanıkların davalı A.İ. lehine tanıklık ettiği, dava konusu Alibozlu köyü, 169 sayılı parsel sayılı taşınmazın davalı borçlu tarafından 10.08.2012 tarihinde M.M.’e, ondan 06.11.2012 tarihinde M.B.’a, ondan da A.İ.’ya devredildiği, davalı A.İ.’nın iş bu tasarrufta davalı 5. kişi konumunda olduğu, her ne kadar davalı A.İ.’nın ve M.B.’ın davalı borçlunun durumunu bilen kişi olduğu davacı tarafından somut deliller ile ispat edilememişse de; davalı 3. Kişi olan M.M.’in davaya cevap dilekçesinde; dava konusu gayrimenkulleri kaydında yer alan hacizler ile satın aldığını, ödemeleri icra dosyalarına ve esnaf kefalete ödeme yaptığını, davalı C. Islah’a herhangi bir ödeme yapmadığını, gayrimenkulü satacağını parasını borçlarına ödeyeceğini, kalan parayı da diğer borçlarına verilmesi için C.’ye verdiğini, beyan etmesine ve davalı borçlu C. Islah tarafından dosyaya ibraz edilen cevap dilekçesinde de 1223 parsel sayılı taşınmazın vefat eden eşinin borçlarını kapatması ve kalan paranın da kendisine verilmesi için davalı M.M. e devrettiğinin beyan edilmiş olmasına göre davalı M.M.’in davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu …., 1024 Ada, 219 Parselde kayıtlı taşınmaz davalı borçlu tarafından davalı M.M.’e, ondan davalı 4. kişi Hasan Asiltürk’e ondan da davalı 5. kişi konumunda bulunan Mehmet Islah’a devredilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere M.M.’in davalı borçlunun durumunu bilen kişilerden olduğu anlaşılmaktadır. Ancak; davalı M.M.’den dava konusu gayrimenkulü satın alan Hasan Asiltürk ve Mehmet Islah’ın ise davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olup olmadığı değerlendirilmemiştir. Davalı Hasan Asiltürk’ün ve davalı Mehmet Islah’ın davalı borçlunun durumunu bilen kişilerden olup olmadığının değerlendirilmesi, ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Ayrıca bozma ilamında da belirtildiği üzere; davalıların tümünün Düziçi ilçesinde mukim olmalarına göre inceleme yapılması talep edilmiş olmasına rağmen tüm davalılar yönünden bir inceleme yapılmadığı, davalıların muris davalı Y.I. ile herhangi bir ticari, komşuluk veya akrabalık ilişkisi olup olmadığı araştırılmaksızın da karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; davacı Alibozlu Köyü 169 parsel yönünden, davalı borçludan M.M.’e, ondan M.B.’a, ondan da A.İ.’ya devredilmesi ile ilgili dosyaya ibraz ettiği dilekçede M.B. yerine talebin A.İ.’ya yönlendirilmesi talep edilmişse de taraf silsilesinin bozulmamasını teminen M.B.’ın da davada taraf gösterilmesi gerekirken taraf statüsünden çıkartılması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacı S.C.’e verilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın kararı veren mahkemesine gönderilmesine,
04.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
