İçtihatlar Kategorisine En Son Eklenenler
-
Borçlu birden fazla ise, HMK’nun 7/1. maddesinin birinci cümlesine göre, borçlulardan birinin yerleşim yeri icra dairesinde takip yapılabileceği, bu durumda, diğer borçluların yetki itirazında bulunamayacakları, ancak, anılan hükmün, borçlulardan birinin, onun için genel yetkili yerleşim yeri icra dairesinde takip yapılması ve onun hakkındaki yetkinin kesinleşmiş olması hali için olduğu-
-
Satış Öncesi Feragat Halinde Alınacak Harçta, Tahsil Harcı Oranı
-
Vekalet Suret Harcından Muafiyet
-
İcra takibinin kesinleşmesinden önceki dönemde, mirasın reddedilmiş olduğu hususu maddi hukuka dayalı bir borca itiraz sebebi olup; olayda borçlu tarafından, takibin kesinleşmesinden önce, TMK’nın 606. maddesine göre alınan mirasın kayıtsız şartsız reddedildiğine ilişkin sulh hukuk mahkemesi kararını, ödeme emri tebliğinden itibaren, yasal yedi günlük sürede icra dairesine bildirilmediği, bu durumda; takibin kesinleşmesinden sonra mirasın reddine ilişkin mahkeme kararının icra dairesine sunularak hacizlerin kaldırılmasının istenemeyeceği,
-
Mirasın Reddi (Takipten Önce ve Takipten Sonra)
-
Mirasın Reddi Nedeniyle Borçtan Sorumlu Olunmadığına İlişkin İddia
-
İcra takibinden önce mahkemeden alınmış mirasın reddi kararının, süreye tabi bir “borca itiraz” niteliğinde mi, yoksa kamu düzeninden olması nedeniyle “süresiz” olarak başvurulabilecek bir şikâyet sebebi mi olduğu?
-
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 144. maddesinde” Aşağıdaki alacaklar takas haklarının doğumundan sonra, ancak alacaklıların rızasıyla takas edilebilir:
-
“Takibe konu alacağın ilamsız icra yolu ile tahsilinin gerekip gerekmediği” hususu icra müdürlüğünce re’sen gözetilmesi gerektiğinden, “İİK hükümlerine göre ilamsız takip yapılamayacağı, ihtilafın idari yargının görev alanına girdiği” yönündeki iddianın, “borca itiraz” sebebi değil, “şikâyet” sebebi olduğu ve icra mahkemesince işin esasının incelenmesi gerektiği-
-
TBK 100 uyarınca, davalı borçlunun kısmi ödemelerinin öncelikle faiz ve masraflara mahsubu ile bakiye kalması halinde asıl borçtan düşülerek, itirazın iptali davası tarihi itibariyle kapak hesabının çıkartılarak hesap yapılması gerektiği, anılan maddenin uygulanması için takip talebinde bu yönde ayrıca talepte bulunulması gerekmediği-
-
Kural olarak icra mahkemesi kararlarının uygulanması için kesinleşmesinin gerekmeyeceği, icra mahkemesi kararlarının verildikleri tarih itibariyle hüküm ve sonuç doğuracağı,
-
Borçlu ile yaptığı bir tasarruf olmadığından hakkında açılan tasarrufun iptali davası reddedilen kişinin araçlarına ve gayrimenkullerine uzun süreli olarak haciz konulduğu anlaşıldığından, haksız hacze maruz kalan bu kişi lehine 20.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği-
-
Dava konusu bonoyu kefil sıfatıyla imzalayan davacı- Menfi tespit- Teminat senedi- İspat yükü- Lehtarın banka olması- Genel kredi sözleşmesi hükümleri-
-
Avukatlık sözleşmesinde bir ücret karşılığında hukuki yardımda bulunma edimi üstlenildiğinden, bu sözleşmenin iş görme amacı güden sözleşmelerden olan ve Borçlar Kanunu’nda düzenlenen “vekâlet sözleşmesi”nin özel bir türü niteliğinde olduğu açıktır. Eldeki dava yürürlük tarihi itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunu’na (BK) tabi olup anılan Kanun’un 126. maddesine göre vekâlet sözleşmeleri beş yıllık zamanaşımına tabidir.
-
Haksız azledilen davacı avukatın Avukatlık Kanunu m. 164/4 çerçevesinde vekâlet ücreti alacağının tahsilini istediği eldeki davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu ve bu nedenle dava değerini arttıran talep dilekçesindeki alacak miktarı yönünden zamanaşımının işlemeyeceği
-
Tebliğ tutanağında; beyanına başvurulmuş olup da isim ve imzadan imtina etmiş komşunun ad ve soyadının belirtilmemesi hâlinde tebliğ işlemi usulsüz olacağından, muhatabın beyan ettiği tarihe göre temyiz isteminin süresinde olduğu