İçtihatlar Kategorisine En Son Eklenenler
-
TMK. 883 “İpoteğin terkinini isteme hakkı” İle İlgili Anayasa Mahkemesinin Ret Kararı
-
Kıymet Takdirine İlişkin Şikayet “Şikayet tarihinden itibaren yedi gün içinde gerekli masraf ve ücretler mahkeme veznesine yatırılması halinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabilir; aksi halde başka bir işleme gerek olmaksızın şikayet kesin olarak reddedilir.” hükmünün iptali için yapılan başvuruya ilişkin Anayasa Mahkemesinin red kararı.
-
Arabuluculuk faaliyetinin tarafların anlaşamadığına ilişkin düzenlenen son tutanak tarihinden önce muaccel olan alacaklar için gerçekleştirildiği, arabuluculuk son tutanak tarihinden sonra ihtilaf konusu olan ve son tutanak tarihi ile hesaplamaya esas alınan dava tarihi arasında kalan talep dönemi için arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği dikkate alındığında, bu dönem yönünden davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
-
Banka ekstresinden davalının kira ödemelerini açıklamada bulunmadan yaptığı anlaşıldığından, bu ödemeler TBK’nun 102. maddesi uyarınca değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulacağı-
-
Ödenen kira parasının ait olduğu ay kiracı tarafından ödeme makbuzunda belirtilmemiş ise, kiralayanın bunu ödenmeyen herhangi bir ayın kirasına karşılık tutabileceği-
-
İcra mahkemelerinde davalının ancak tahliye tarihine kadar kira parası ödemesi ile sorumlu tutulabileceği, tahliye tarihinden sonraki alacak tazminat hukukunu ilgilendirdiğinden ve alacağın tesbiti yargılamayı gerektirdiğinden dar yetkili icra mahkemesinde tahliye sonrasına ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerekeceği-
-
Davalılar hakkında yapılan icra takibi üzerine düzenlenen ihtarlı ödeme emri davalılardan birine tebliğ edilmediğinden ve tüm kiracılar yönünden temerrüt gerçekleşmediğinden kiralananın tahliyesine karar verilmesinin doğru olmadığı-
-
Ödeme belgelerinin borcu sonlandıran belgelerden olup yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerekeceği-
-
Kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkin davada, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal otuz günlük ödeme süresi beklenmeden tahliye isteminde bulunulamayacağı-
-
Tahliye ihtarlı ödeme emri tebliğ edilmediğinden henüz itiraz hakkı doğmamış olup borçlunun haricen icra takibini öğrenerek itiraz etmesinin de durumu değiştirmeyeceğinden İİK. mad. 269’da belirtilen itiraz ve ödeme sürelerinin işlemeyeceği-
-
Türk Borçlar Kanunu’nun 315. maddesinde konut ve çatılı işyeri kiralarında temerrüt ihtarında verilecek sürenin 30 gün olarak öngörüldüğü, davaya dayanak icra takip dosyasında, davalı borçluya gönderilen örnek 13 ödeme emrinde 7 günlük itiraz ve 7 günlük ödeme süresinin tanındığının görüldüğü, bu durumda yasal koşulları içermeyen ödeme emri hukuki sonuç doğurmayacağından bu ödeme emrine bağlı olarak tahliye kararı verilemeyeceği-
-
Şikâyet tarihi itibariyle boşanma ilâmı ve bununla hükmedilen iştirak nafakasına dair ilâmın kesinleşmiş olduğunun, eşe ve çocuklara önceki ilâmla verilmiş olan tedbir nafakasının boşanma ilâmının kesinleşmesi ile son bulacağının (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 197-169. maddeleri), bu ilâma dayanılarak yapılmış ek bir talep ve gönderilmiş yeni bir icra emri bulunmadığının, iştirak ve yoksulluk nafakasına dönüşen tedbir nafakasının İcra Müdürlüğünce tahsilinin ise ancak kesinleşen kararın ayrıca takibe konulması veya aynı dosya üzerinden yeni talep açılarak buna ilişkin icra emrinin tebliğiyle mümkün olacağının
-
İİK’nun 36. maddesinin hem genel mahkemeler hem de icra mahkemesi tarafından İİK mad. 269 ve 276 maddelerine göre verilen tahliye kararları hakkında uygulanacağı ve borçlu kiracıdan istenecek güvence miktarının “üç aylık kira bedeli” olduğu- İcranın durdurulması için İİK 36 uyarınca icra dosyasına yatırılan güvence parasının “kira parası” olmayıp teminat niteliğinde olduğu
-
Taşınmazın borçlunun borcu nedeniyle haczedilebilmesi için haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı olmasının zorunlu ve yeterli olup şikayetçinin haczin kaldırılması istemi ancak genel mahkemede açılacak davada tartışılabileceği, takibin tarafı olmayan şikayetçinin, haczin hukuki değerini yitirdiğinden bahisle haczin kaldırılmasını isteyemeyeceği
-
İcra müdürlüğünün alacaklı tarafça ibraz edilen mahkeme kararı ile ilgili olarak talep doğrultusunda ve yerine getirilmesi istenilen ilama uygun şekilde icra emri düzenlemesi gerektiği, bu konuda herhangi bir takdir yetkisi bulunmadığı, takibe konu edilen mahkeme kararının kesinleşmeden takibe konu edilemeyeceği yönündeki şikayetin ancak kendisine icra emri gönderilen takip borçlusu tarafından ileri sürülmesi gerektiği
-
Borçlunun daha önce ipotek ettiği taşınmazı hakkında sonradan haczedilmezlik şikayetinde bulunabilmesi için, ipoteğin mesken kredisi, esnaf kredisi, zirai kredi gibi zorunlu olarak kurulmuş ipoteklerden olması gerekir. Zira, zorunlu olarak kurulan ipoteğin meskeniyet şikayetine engel teşkil etmeyeceği ilkesi, bu ipoteğin sosyal amaçlı olarak verilen kredinin teminatını oluşturmasından kaynaklanmaktadır.