| Esas No | 2022/179 | Karar No | 2022/1041 |
| Karar Tarihi | 13.05.2022 | Birim | Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi |
Yukarıda tarih ve numarası yazılı ilk derece mahkemesi kararının Dairemizce istinaf yoluyla tetkikinin istenmesi üzerine, bu işle ilgili dosya mahallinden Dairemize gönderilmiş olup, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı Ş.U. (S.) tarafından borçlular T.H. (S.), Y.S. ve H. H.S. aleyhine Elbistan İcra Müdürlüğünün 2021/325 E. sayılı dosyasıyla Elbistan Aile Mahkemesinin 23.12.2020 tarihli, 2017/980 E, 2020/881 K. sayılı kararıyla ilamlı icra takibine başlandığı, örnek 4-5 icra emrinin borçlulara 11.03.2021 tarihinde tebliğ edildiği, alacaklı tarafından borçlu Y.S. aleyhine Elbistan Aile Mahkemesinin 23.12.2020 tarihli, 2017/980 E, 2020/881 K. sayılı kararına dayanılarak Elbistan İcra Müdürlüğünün 2021/358 E. sayılı dosyasıyla ilamlı icra takibine başlandığı, borçlular vekilinin icra mahkemesine başvurarak takibe konu Elbistan Aile Mahkemesinin 2017/980 E, 2020/881 K. sayılı ilamın usul ve yasaya aykırı nitelikte olup henüz kesinleşmediğini, karara karşı taraflarınca istinaf kanun yoluna başvuru yapacaklarını, bu nedenle henüz karar kesinleşmeden usul ve yasaya aykırı olarak yapılan icra emrinin iptali gerektiğini, davacının Elbistan Aile Mahkemesinin 2017/980 esas ve 2020/881 karar tarihli ilamına dayanarak Elbistan İcra Dairesinin 2021/325 esas sayılı dosyası üzerinden 29/01/2021 tarihinde vekalet ücretini icraya koyduğunu, ardından Elbistan Aile Mahkemesinin 2017/980 E, 2020/881 K. tarihli aynı ilamına dayanarak 2021/358 E. sayılı dosyası üzerinden 02/02/2021 tarihinde tekrar icra takibi yaptığını belirterek alacaklının Elbistan Aile Mahkemesinin 2017/980 E, 2020/881 K. sayılı ilamında hüküm altına alınan alacaklar için Elbistan İcra Dairesinin 2020/325 E, ile Elbistan İcra Dairesinin 2020/358 E. sayılı dosyalar üzerinden ayrı iki takip yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek takibin iptalini talep ettiği, ilk derece mahkemesince istemin reddine karar verildiği, borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.
Borçlu Y.S. vekilince, takibe dayanak ilamın kesinleşmeden icraya konulamayacağı, Elbistan İcra Dairesinin 2021/325 Esas sayılı dosyasında takibe dayanak ilamdaki vekalet ücretinin icraya konulmasından sonra aynı ilama dayalı olarak Elbistan İcra Dairesinin 2021/358 esas sayılı dosyasında ilamda hükmedilen asıl alacağın takibe konulmasının Medeni Kanunun 2. maddesine aykırı olduğu, iki ayrı takip başlatılmasının sebepsiz zenginleşmeye neden olacak şekilde fazladan avukatlık ücretinin talep edilecek olması nedeniyle hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ileri sürülerek icra emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince takip dosyalarının taraflarının ve sorumlu oldukları miktarların farklı olduğu davalı alacaklının 2021/325 Esas sayılı dosyadaki icra vekalet ücretinden feragat ettiği, ikinci takibin iptal edilmesinin hukuka uygun düşmeyeceği gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir.
Alacaklı vekilince aynı talepler yenilenmek suretiyle istinaf incelemesi sonucu ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
İlk derece mahkemesince şikayetçi vekilince ileri sürülen takibe dayanak ilamın kesinleşmeden icraya konulamayacağı iddiası yönünden gerekçeye yer verilmediği ve aynı talebin istinaf dilekçesinde de ilamın kesinleşmeden icraya konulamayacağının ileri sürülmesi nedeniyle talep hakkında gerekçe oluşturulmak üzere ilk derece mahkemesi kararının HMK’nun 353/1(b)-2. maddesine göre kaldırılarak takibe dayanak ilamın kesinleşmeden icraya konulup konulamayacağı hakkında inceleme yapılarak gerekçe tesis etmek gerekmiştir.
Elbistan İcra Dairesinin 2021/325 Esas ve 2021/358 Esas sayılı dosyalarında takibin dayanağı Elbistan Aile Mahkemesinin 23/12/2020 tarih, 2017/980 Esas ve 2020/881 karar sayılı ilamıdır. İlamda davacının katılma alacağı talebinin kabulüne, 1.713.582,22 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Y.S.’den alınarak davacıya verilmesine, davalılar H. H.S. ve T.H. (S.) lehine devir yapıldığının tespitine, Y.S.’ün malvarlığı ve terekesi katılma alacağını karşılamadığı taktirde davalı H. H.S.’ün 1.123,240,00 TL ile sınırlı olmak üzere katılma alacağından sorumlu olduğuna, yine T.H. (S.)’ün 379.400,00 TL ile sınırlı olmak üzere belirlenen katılma alacağından sorumlu olduğunun tespitine, 35.876,75 TL yargılama harç ve masrafları ile 92.775,38 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Elbistan İcra Dairesinin 2021/325 Esas sayılı dosyasında, ilam vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin borçlular T.H. (S.), Y.S. ve H. H.S.’den tahsilini teminen 29/01/2021 tarihinde ilamlı icra takibine başlandığı,
Elbistan İcra Dairesinin 2021/358 Esas sayılı dosyasında ise ilamda hükmedilen katkı payı alacağının borçlu Y.S.’den tahsilini teminen 02/02/2021 tarihinde icra takibine başlanıldığı görülmektedir.
Alacaklı vekilince Elbistan İcra Dairesinin 2021/325 Esas sayılı dosyasında, 10/04/2021 tarihli dilekçesi ile icra vekalet ücreti alacağından feragat edilmiştir.
“Borçlunun, ilam kesinleşmeden ilamın icraya konulamayacağı yönünde bir şikayeti bulunmamasına rağmen, mahkemece, talep aşılıp bu husus değerlendirme konusu yapılarak icra emrinin iptaline karar verilmesi doğru değildir. Kaldı ki, takip dayanağı ilam, katılma alacağına ilişkin olup, infazı için kesinleşmesi de gerekmemektedir.” (Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 10/10/2018 tarih, 2018/4163 Esas ve 2018/9595 Karar sayılı içtihadı)
Elbistan Aile Mahkemesinin takip dayanağı ilamı katılma payı alacağına yönelik olduğundan kesinleşmeden icraya konulamayacak kararlar arasında yer almadığından iddia yerinde değildir.
Aynı ilama dayalı olarak iki ayrı takip başlatılmasının hukuka aykırı olduğu yönündeki iddiaya ilişkin olarak yapılan incelemede;
“Mahkemece, aynı ilamda hüküm altına alınan alacak kalemleri için tek ve aynı dosya ile ilamlı icra takibinde bulunulmasını zorunlu kılan yasal düzenlemenin mevcut olmadığı gerekçesine dayanılmıştır. Ancak, yasalarda bir ilamla hüküm altına alınan haklarla ilgili olarak ayrı ayrı takip yapılabileceğine ilişkin hiç bir düzenleme de mevcut değildir. Bu durumda, Türk Medeni Kanunu’nun 1., 2., 4. ve 33. maddelerinin, Anayasanın 36.maddesinin, Türk Borçlar Kanunu’nun 77. maddesinin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 29. maddesinin gözönüne alınarak uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekir.
Genel olarak icra hukukuna ilişkin itiraz ve şikayetlerde Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinin uygulanma kabiliyeti yoktur. Ancak, yukarıda belirtilen diğer yasa maddeleri gözönüne alındığında, bu tip olaylarla sınırlı kalmak üzere objektif iyi niyet kurallarının gözardı edilmemesi gerekir.
Alacaklı tarafından, yasadaki boşluktan yararlanılarak bir ilamdaki haklar için ayrı ayrı takip başlatılarak sebepsiz zenginleşmeye neden olunması, hakkın kötüye kullanılması olup, bu durum hukuk düzeni tarafından korunamaz. Hakim, yukarıda belirtilen yasa maddeleri gereğince, yasadaki boşluğu objektif iyi niyet kuralları içinde doldurmak zorundadır. İlam bir bütün olmasına rağmen, yasal ve geçerli bir neden olmaksızın, alacaklı, iki ayrı takip başlatmak suretiyle borçlunun zarara uğramasına neden olmamalıdır.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler karşısında, alacaklının bu davranışı hukuk düzeni tarafından korunamayacağından, ikinci olarak yapılan takibin iptal edilerek ilk yapılan takip üzerinden takibe devam edilmesi gerekmekte ise de, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, aynı ilama dayalı olarak yapılan ilk takibe ilişkin iptal talebinde bulunduğu anlaşılmış olup, mahkemece bu gerekçe ile şikayetin reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi doğru değil ise de, sonuçta şikayet reddedildiğinden sonucu doğru mahkeme kararının onanması gerekmiştir.” (Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin, 08/04/2019 tarih, 2018/6598 Esas ve 2019/5803 Karar sayılı içtihadı)
Elbistan İcra Dairesinin 2018/325 Esas sayılı dosyasında, ilamda borçlulardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilen yargılama gideri ve vekalet ücretinin takibe konu edildiği, 2021/358 Esas sayılı dosyada ise katılma alacağından asli olarak sorumlu tutulan şikayetçi Y.S.’e karşı icra takibi yapıldığı, alacaklı vekilinin 10/04/2021 tarihli dilekçesi ile 2021/325 Esas sayılı dosyadaki icra vekalet ücreti alacağından vazgeçtiği alacaklının bu durumda sebepsiz zenginleşeceğinden söz edilemeyeceği, iyiniyetin varlığının esas olduğu, alacaklının ikinci takibi başlatmasında kötüniyetli olarak hareket ettiğinin ispat edilemediği, şikayetçi tarafın dilekçesinde icra emrinin iptaline karar verilmesini talep ettiği, taleple bağlı kalınarak icra emrinin iptali halinde takibin varlığını devam ettireceği gözetildiğinde şikayetin reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, ilk derece mahkemesinin istemin reddine ilişkin kararı usul ve yasaya uygun olup sair istinaf sebepleri yerinde değilse de, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve HMK’nun 353/1(b)-2. maddesi uyarınca duruşma yapılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, şikayetin reddine,
Kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,
2-Dosya kapsamı, delil durumu ve takip dosyası içeriğine göre ELBİSTAN İCRA HUKUK MAHKEMESİ’nin 2021/28 E, 2021/288 K. sayılı kararının HMK’nun 353/1(b)-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Şikâyetin REDDİNE,
4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan (peşin harç 59,30 TL) harcın mahsubu ile bakiye 21,40 TL’nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Peşin yatırılan istinaf karar harcının talep hâlinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
6-Davacının dava aşamasında yapmış olduğu toplam 117,00 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davacının istinaf aşamasında yapmış olduğu toplam 68,20 TL yargılama giderinin takdiren 34,10 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan miktarın kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre hesap edilen 1.700,00 TL maktu vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Taraflarca yatırılan gider avanslarından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde talep hâlinde ilk derece mahkemesince ilgili taraflara iadesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda tarafların yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.13/05/2022